Açiklama 1

Bilindigi üzere depremler öncesinden meydana gelen çesitli anomaliler bulunmaktadir. Radon gazi çikisi, kuyulardaki su seviyesinin degisimi, GPS ölçümlerindeki degisimler ve daha bir çok degisime bakilarak yaklasik yeri, zamani ve yaklasik büyüklügü ile bir depremi önceden bilen ve tekrarinda da basarili olan bir yöntem ortaya konulamamistir. Ancak burada üzerinde çalisilan yöntemin önemli farklari bulunmaktadir.

1) Örnegin iki karasal nokta arasindaki mesafe degisimleri GPS yöntemi ile ölçülse de artisin hangi esik seviyede söz konusu noktada bir deprem üretecegi belirsizdir. Sadece artis hizina ve toplam artis miktarina bakilarak orta ve uzun vadeli risk analizi yapmak mümkündür. Bazi depremler öncesi radon gazi çikisi gözlenmekle birlikte radon gazi çikisi hangi noktada hangi seviyeye ulasirsa depremle iliskili olabilecegi belirli olmadigi gibi radon gazi çikisinin bir deprem öncesi görüldügü bir noktada baska bir depremin öncesi ayni olay yasanmayabilmektedir. Ancak üzerinde çalisilan yöntemin farki elektrik alan siddeti degisiminin çok düsük frekansli bileseninin bir esik seviyeyi geçmesi degil, depremlerden sinirli süre öncesinde zarfin (Mov.Avg.)türevinin isaret degistirerek günlük seyir içerisinde rasgelinmeyen büyüklüklerde düsüslerin meydana gelmesidir. Projenin basinda henüz sürekli bilgisayar kayidi yapilmayan dönemdeki Mb6 ve daha büyük tüm depremlerde bu gözlemlenmistir. 11Kasim1999 depremi öncesi kayit asagidadir ve net düsü inis fazinin basindan itibaren 1200birimi geçmistir. UPS besleme süresinden daha uzun süreli enerji kesintisinin oldugu 12Kasim1999 Mb7.2'lik depremde 1800birimi geçmistir. Genlik degisiminin küçük oldugu günlerde grafiklerin otomatik büyütülme(zoom) özellligi göz önünde tutulursa, örüntü olarak benzesen grafiklerin bile aslinda asagidaki örnekle ayni ölçekle çizildiginde ne kadar etkisiz oldugu daha iyi anlasilacaktir. Hiç bir geçmis ölçümde söz konusu büyüklüklerde degisim olup da genis bir alanda hissedilir büyüklükte deprem olmadigi görülmemistir.

2) Tüm bunlara ragmen kisisel imkanlarla kurulan mevcut az sayidaki istasyondan alinan anomali düzeyindeki degisimler, ardindan olmasi muhtemel bir depremin yaklasik büyüklügü konusunda fikir verecek bir kriter olusturmaya yeterli olmamistir (henüz). Daha küçük degisimlerde de sismografsiz hissedilir depremler meydana geldigi olmustur. Bu bakimdan elde edilen verilerin, henüz, bir deprem öncesi belirli bir bölgede erken uyari amaciyla kullanilabilir nitelikte oldugu söylenemez. %100 basarisi garantili bir çözüm olmasa da istasyonlarin arttirilmasi ve standart hale getirilmesi ile daha nitelikli veri toplanmasi amaçlanmaktadir. Depremin agir bedeli unutulmamali ve bu tür projelerin hizla devam ettirilmesine paralel deprem öncesi hazirliklara da süreklilik kazandirilmalidir. Hasar verici bir depremin önceden belirlenmesi, yapi stogunun depreme dayaniklilik bakimindan yeterli özelliklere sahip oldugu Amerika ve Japonya gibi ülkelerde Türkiye'deki kadar önem arzetmemektedir. Bu ülkelerde depremselligi yüksek bölgelerde insanlar oturduklari evleri potansiyel tabut olarak görmemektedirler. Türkiye'de büyük depremlerin bile sig merkezüslü(<20km) olusu deprem öncesi yüzey etkilerini de arttirmaktadir. Bu bakimdan elimizden gelen çabayi göstermeden ya da benzeri çalismayi Amerika'ya göç edip orada sürdürmeden önce baskasi yapamamissa biz hiç yapamayiz mantigini yürütmek ve kendi kendimize sinirlar koymak yanlistir. Her zaman birilerinden bizi kurtarmasini beklemenin üretmenin yerine üretilmisi yemeyi tercih etmenin ekonomik sonuçlari kriz halinde periyodik olarak karsimiza gelmektedir. Üstelik krizlerin periyodu yillar itibari ile siklassa da siddetleri artsa da yine de yasananlar kolayca unutulabilmektedir.

3) Bu projenin amaci özellikle Mb6 ve daha büyük depremlerin öncesindeki degisimlerin belirlenmesi olup küçük depremler merkez üsleri yakinlarinda hissedilir mertebede bile olsa deneysellikten ötede bir amaç tasimamaktadir. Mb4, Mb5 gibi depremler daha çok modelin gelistirilmesi, sinanmasi amaci ile degerlendirilmekte olup göreceli olarak küçük sayilabilecek bu tür depremler öncesinde çok ayirt edici gözlemler özellikle mevcut istasyonlar ile yapilamayabilir.

4) Kuyu açip basinç/kuvvet algilayici yerlestirmek, belirli noktalara radon gazi probu yerlestirmek vb yöntemler siradisi degisimler bulunduklari noktada meydana gelmis ise degerlendirilebilirler. Oysa yer kabugu homojen ve tam olarak sekli bilinen bir yapida olmayip her deprem öncesi ayni yerlerde benzer etkilerin görülmesi söz konusu degildir. Fakat arastirma projemizin konusu olan yöntemde elektriksel bir büyüklük ölçülmekte olup ayni kaynaga ait degisimlerin farkli noktalarda (zayiflamis olarak)algilanabilmesi söz konusudur.

Ana Sayfaya Dönüs